8 Şubat 2010 Pazartesi

TÜKENMEZ KADER


              Neler geldi neler geçti ! Geçen günün adı  geçmiş, günü görmüş kişinin aslında çooktann içi geçmiş.
Mişli geçmiş zamanlardı Herkese göre sıradan yaşayana sıradışı bir armağandı.
İşte öyle bir zamandan muzdarip adamın,  çok zamansız iç geçirim nöbetlerine tanık olmuş biriydim.
Herşeyin üst üste ustalıkla  geldiğinden şikayet ederek hep söze başlardı.  Kendini o kadar yaşadıklarına kaptırmıştı ki  anlatırken hızına yetişmek neredeyse imkansızdı. Onun ifadelerinin ne bir giriş cümlesi  ne de  bir sonucu olurdu.Çünkü hayatında hep degişen şeylerden gelişen, gelişi güzel  gelişme cümleleri vardı onun.
Bu anlatacaklarının da ne bir anafikri ne bir sonuç cümlesi vardı ! Kimseye gönderilmek üzere bir mesaj kaygısı da taşımıyordu !  Yalnız  rahatlamak amacıyla mişli  geçmiş zamanlarda ki kendiyle konuşmalarının dışarıya nasıl yansıdığını geçte olsa merak ederek bu satırlar yazılmıştı ...
             Kendi gibi cümlelerinin de artık  takati kalmamıştı.Çok yorgundu düşünmekten!
Nefes almak için bile özel bir çaba sarfediyordu. Can çekişmeye can atıyordu benliği ! Cümleler devrikti, tıpkı onun gibi devrilmek üzereydi.
ve hızlıca yaşadıklarını anlatmaya başladı :
   Anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle bir zamandı. Anlatamıyordum ve ben sadece yaşıyordum. Hayatımda bir anda film setine dönüştü. '' Yok ya bu kadar da olmaz! '' dediğim herşey inada yapar gibi gözümün önünde bitiyordu. Benim bu oyundaki rolüm;  sindire sindire  gerçekleşen olayları  yaşamaktı.
Bana verilen  Diyalogda ise; ses çıkarmamak! İsyan etmemek! İçine atmak ama kendine kesinlikle  zarar vermemek gibi sözler  yer alıyordu. Neyse istemeye istemeye kabul ettim !  Nasıl etmeyeceksem koskoca hayat produksüyon layık görmüş bana bu rolü !!!
ve başladım oyuna. Artık  bilmediğim bir oyunda konuk oyuncuydum, sahnelerin tozunu istemeden yutmuştum birkere.
Konuk oyuncuydum az oynayıp kaçıcaktım güya! Bu kadar acıtasyon role uzun süre kalınamazdı da zaten.Sonradan birde baktım ki  oyuncular degişiyor, başrol acı çekiyor, zaman ve mekan kavramına ise kimse riayet etmiyordu..Bunun gibi bir çok olay kendini sürekli yeniliyordu sabit olan birşeyler yokmuydu? vardı tabi bölüm başına hisseme düşen acılar hep sadık kalmıştı  bana hepsi bu !
Ben yine misafir oyuncu olarak kaldığım yerden görevime devam ediyordum. Tüm acılara itinayla  bürünen baş figüran olup çıkmıştım  biranda! Kendi hayatım konu ediliyordu bu oyuna ama ben sadece bir figürandım kendi acılarıma seyirci kalıyordum!
İşte öyle en karamsar tabloların en zifir köşesinde dizlerimin üstüne kapaklanmış bekliyordum. İçimden kendimi yerken aynı anda ağız dolusu küfürlerimi hiç esirgemeden sağa sola rast gele savuruyordum. İsyanın köşesini dönmeye son bir viraj kalmıştı. Çıkmaz sokaklara doğru seyrediyordu düşüncelerim !

Patlamaya hazır bir bombaydım, pimimi çoktan çekmişlerdi ve bundan kimsenin haberi yoktu!
İşte böyle dönemlerden geçip giderken benliğim, içimdeki ses hep aynı şeyleri tekrarlıyordu.
''Her işte bir hayir vardır ''
 Böyle diyordu demesine ama bozuk plak gibi aynı şeyleri yineleyip başıma sürekli kalkması önceleri beni çok rahatsız ediyordu! O ne derse desin dinleyen kim! Ben yine bildiğimi okuyordum.
İtiraf etmek gerekirse aslında  bildiğim bir şey de yoktu ya !  Tek bildiğim keşkelerdi. Keşkelerle ne peynir gemisi yürüyor,ne de olmuşla ölmüşe çare bulunuyordu! Kimse bulamamıştı ki bu işe bir çare ben bulayım. Neyse ki bu zaman çok uzun sürmedi , taşlar oturmaya başladı kendinden.
Sonra ne mi oldu?
Bu işte de  bir hayır vardır! Elbet  bu günler de geçer!  diyerek  isyanımı içine çeken iyimserliğin artık gözleri üzerimdeydi ve çoktan teşhisini koymuştu.ve  bana seslenerek diyordu ki:
              Ey Arkadaş !   Kaderin şartı şurtu yok işte !  Sadece yazgısı vardır gördüğün gibi işte. Ve  sen sadece sana yazılanları yaşıyorsun. Artık  hakkında yazılanları sürekli sorgulama ! Herşey olacağına varıyor görüyorsun  işte ! Bak ne 1 saniye geç ne de 1 dakika erken oluyor bu süre !  Sistem tıkır tıkır, muhteşem bir şekilde  işliyor. Tükenemez bir kader var karşında ! Sen ise bu sistemin zincirinde   en zayıf halkasın artık bunu  kabul et !!!  Diye diyee içimde ki ses artık dışıma da yansıdı ! 

Yazılımıydı,sözlümüydü bu Kurallar bilmem ama kıt bilginle ne kadar karşı durabilirsin bu mükemmel  sisteme? Gözün kesiyorsa sana verilen cüzi iradeni koy önüne, Ben geldim arkadaş ! diye dikil karşısına, bağır çagır yine isyan et ! Ama artık  ne fayda !
İşte türü ne olursa olsun oynadığım bu oyunda ben  sadece  bir figürandım !!!   Payıma düşenleri işte ben  böyle yerli yersiz zamansız , iç geçirerek yaşadım ve sürekli paylaştım kendimle.
Yaşadıkça  öğrendim her insan gibi.Yaşadıkça  da  farkında olmadan  yaşlandım. Kıt bilgimle kıt kanat kendimi geçindiremezken,  tükenmez kaderime nasıl isyan ederim! Aklıma geldikçe halen kendime şaşarım !!!

16 yorum:

sufi dedi ki...

Figüran olarak görev aldığımız bu hayatta figüranlık yapmak zor olmasa gerek.Farkındalığında oluşunun kendi kendine ispatı olmuş bu. Sevgilerimle.

dusunenbalik dedi ki...

"Ve sen sadece sana yazılanları yaşıyorsun."
Dediğin gibi sözün özü bu aslında.

Ve,
John Lennon'un sevdiğim bir cümlesi geldi aklıma,
"Hayat,sen planlar yaparken başına gelenlerdir."

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''sufi''
Teşekkürler yorum için üstadım.
Biz istesekte istemesekte figüranız bu hayat sahnesinde. Bunun farkındalığında bize verilen rolü iyi oynamamız gerekir.

SAygılar...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''dusunenbalik''
Belirttiğin gibi hakkımızda yazılan rolü oynuyoruz bu hayat sahnesinde. Tozunu yutmuşuz bir kere.

"Hayat,sen planlar yaparken başına gelenlerdir." Çok harika bir sözdür bu gerçekten.
Paylaşımın için teşekkürler düsünceli balıkcım :))

SAygılar...

papuç dedi ki...

SElam ülkem insanı :)
Nasılsınız blog sahabıı eyicesinizdir inşaallah? ..Bizleri soracak olursanız ölmedik yaşıyoruz hayatta bize biçilen kısımda kendi halimizde bir gariban ....

Yazınızı çok beğenmişem elleriniz dert görmesin ...de...bişey demek istiyorum biliyorsunuz muhalefet olmasam ölürüm ;) Ben insanların asla figuran olduğuna inanmıyorum bu hayatta...İnsan için varedilmiş bir yaşam (DÜNYA) var ve neden dünyanın ASIL sahibi onun için yarattığı bir yere onu (yani biz insnları) figuran olarak göndersin sorarım size :)

Ben diyorum ki herkes kendi hayatının başrol oyuncusu,yönetmeni,ışıkçısı,makyözü,sesçisi....v.b Sadece yapımcılık dışında herşey bize ait...Yapıncı size yeri zamanı ve lazım olan gereçleri verir ve sizde elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırsınız...Neyse ben anlamam öyle teferruatlı yazmalardan sanırım ne demek istediğimi az(cık) da olsa anlatabildim (inşaallah)

İşte böyle sayın blog sahabı...Elinize yüreğinize sağlık deyiiip ben bloğunuzdan uzaklaşıyorum...Varın sağlıcakla kalın...

Bize düşen (ki hiç bişeyin hikmetini bilemiyoruz bu kıt aklımızla) sabretmek ve şükretmek...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''papuç''
Teşekkürler değerli arkadaşım eiç güveysinden eyiceyim halliceyim şükürler olsun :))
Ne demek istediğini ben çok iyi anladım. Sende gayet güzel anlattın. İnsan iç geçirdiğinde içinden böyle şeyler geçiriyor istemeden.
Söylediğin gibi Şükür ve Sabır ile yoğurulmalıyız insan olarak. Yoksa kıt bilgimizle bırak hikmeti önümüzü göremeyiz!

Sagol değerli yorumun için papuç, Eksik olma!

SEvgiler...

dusunenbalik dedi ki...

Sevgili arkadaşım sözün özü,
kendi çapımda bir düşüncemi söylemek istiyorum :)
bu blog teması sizi yansıtmıyor sanki bence daha farklı değişik bişi olmalı.
sustum :p

Recep Altun dedi ki...

Malumunuz olduğu üzere, Yüce Allah'tan başka yaratıcı yoktur. Herhangi bir insanın falan günde meydana gelmesini Yüce Allah'ın ezelde dilemiş olması bir kader'dir. O insanın takdir edilmiş günde yaratılmış olması da bir kaza'dır. İnsanın ölümü de böyledir.

Bir insan bir günah işlemek ister, irade ve gücünü o günah tarafına yöneltir. Yüce Allah'da dilerse, bu günahı o insanın arzusuna göre yaratır. İşte bu günah, Yüce Allah'ın rızasına aykırı olduğu için, ona razı olamayız. Bunun içindir ki, kazaya rıza göstermek, Makzi'ye rızayı gerektirmez.
(Makzi: Kulun dilemesi üzerine Yüce Allah tarafından gerçekleşmesine hüküm verilmiş işler)

Yüce Allah insanlara bir güç ve irade vermiştir. Bir insan kendi gücünü ve iradesini bir işe harcarsa, buna kazanç denir. Yüce Allah'da dilerse, o işi insanın isteğine göre yaratır. Bu da bir kaza, bir yaratıştır. Onun için insanın bu kazancı, kendi cuz'i irade ve isteği ile olduğundan, o işin değerine göre sorumlu olması gerekir. Yoksa: "Ne yapayım kader böyle imiş!" diyerek kendisini sorumluluktan kurtaramaz.

Sonuç olarak; dünyaya gelişimiz ile bu dünyadan gidişimiz(ölüm) arasında yaşadıklarımızdan kendimiz sorumluyuz. Burada sadece şöyle ince bir nokta var; biz, bir işi (iyi ya da kötü)yapmak arzu ettiğimizde, Yüce Allah'da dilerse o işi halk ediyor. Dilemezse halk etmiyor. İşte, can alıcı nokta burada kimi insanın bu arzusu doğrultusunda istediği eylemi yaratıyor, kimi insanınkini de yaratmıyor.

Yüce Allah, bizlerin hep iyi yöndeki işlerimizin halkına karar versin ve yaratsın, kötü yöndeki işlerimizi de bize merhamet etsin acısın ve dolayısıyla halk etmesin, şeklinde ancak dua edebiliriz.

Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerime göre: Yüce Allah'ın, Kalbi ve kulakları mühürlü, gözlerinin önünde de perde gerili zalimlere yardımcı olmadığını, onların kötü işlerini halk ettiğini söyleyebiliriz.

Kalbinde birazcık imanı olan kimselerin de irade ettiği kötü işlerini halk etmiyerek, onların kötü iş yapmalarına mani oldarak yardımcı olduğunu söyleyebiliriz.

"Tükenmez Kader" konulu bloğunuzu bizimle paylaştığınız ve bizim de en azından bu konuyu yeniden irdeleyip gözden geçirmemize vesile olduğunuz için teşekkür ederim.

fatma48-hazanyagmuru4 dedi ki...

s.a öncelikle ziyaretiniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim tşk etmek için gelmiştim çıkamadın yazılarınızı büyük bir keyifle okudum ve izninizi almadan izlemeye aldım sizi HAYAT sahnesinde hep fgüranı oynadım kendi adıma fgüranlar en zor işi yapandır belkide ama isimleri pek bilinmez aynen öyle bişey tşk ederim ellerinize yüreğinize sağlık bol köpüklü kahve içilir bu yazının üstüne

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''dusunenbalik''
Aynı şeyi ben de düşünüyordum düşünceli arkadaşım. Fikrimin üzerine geldin desem yeridir. Kalbin temizmiş vesselam :))
Koyu bir renk üzerine sade bir tasarım yapmayı düşünüyorum ana
Hazır konuyu açmışken Nasıl bir taslak yapmalıyım sence. Fikrimi depreştirdin bari nasıl bir şey yakışır onu da söyle :))

Teşekkürler duyarlı izleyicim hassasiyetinden ötürü.

SEvgiler...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''Recep Altun''

Hocam ALLAH razı olsun. Üşenmeden o güzel cümleleri sıraladığın için ayrıca çok teşekkür ederim. Hayr-ı,şerri,kaderi çok güzel aktardınız doğrusu.
Yüce ALLAH'ım hakkımızda herşeyin hayırlısını nasip eylesin. Şerr işleri nasip eylemesin inşallah.

Değerli yorumunuz için sağolun hocam.

SAygılar...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''fatma48-hazanyagmuru4''
A.S. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz gönül sayfama.
Hayatın yükünü çeken hep figüranlardır. Hepimiz kendi haaytımızın figüranlarıyız ama farkında değiliz!
Bol köpüklü kahve içilir artık bunun üzerine :))

Teşekkürler yorumunuz için.

SAygılar...

dusunenbalik dedi ki...

Bence bunlara bir bakmalısın,güzel tasarımlar var.

http://btemplates.com/2010/01/23/grunge-theme/demo/

http://btemplates.com/2010/02/07/intaglio/demo/

http://btemplates.com/2010/01/05/oldblack/demo/

http://btemplates.com/2009/11/29/black-rock/demo/

http://btemplates.com/2009/09/29/woody-2/demo/

http://btemplates.com/2009/08/31/design-blog/demo/

dusunenbalik dedi ki...

Blog teması komple böyle değişiyormuş googledan baktım :)
İnşallah sayfa bozulmadan yeni temayı yüklersin.

1. Blogger’a giriş yaptıktan sonra Kumada paneli – Yerleşim’e tıklıyoruz.

2. HTML’yi Düzenle’yi tıklıyoruz ve önümüze xml kodlarının olduğu bir sayfa açılacak.

3. En kritik nokta burası, Tam Şablonu yükle diyerek hali hazırda blogunuzda yüklü olan temanın bir yedeğini alıyoruz. Eğer eski temamıza dönmek zorunda kalırsak eklentilerimi kaybetmeyelim.

4. Temamızın yedeğini aldıktan sonra artık yeni tema ekleyebiliriz. İlk önce Widgetleri Genişet’i tıklıyoruz aksi taktirde temamız doğru şekilde yüklenmeye bilir. Gözat tıklıyoruz ve açılan pencereden değiştireceğimiz temayı (xtml sayfası) seçiyoruz ve temayı yükle diyoruz.

5. Şablonu Kaydet diyoruz ve yeni temamız eklendi.

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''dusunenbalik''
Çok teşekkür ederim çok düşünceli ve bir o kadar da duyarlı arkadaşım :))
Vermiş olduğun linkleri tek tek kontrol ettim sayende. Geniş bir zamanda uygulamayada geçirecem kısmetse. Kendime uygun bir tasarımla ilerleyen günlerde karşınıza çıkarım artık. Nasıl yapılacağını bile yazmışsın helal olsun sana düşünceli balıkcım :)) Diğer arkadaşlarda verdiğin bu bilgiler görünce temalarını rahatlıkla değiştirebilecekler sayende.

Teşekkürler eksik olmayasın emi.

SEvgiler ...

dusunenbalik dedi ki...

hadi bakalım merakla bekleyeceğiz o zaman ;)
rica ederim. :)