4 Mart 2010 Perşembe

MAHALLE MAÇI , ÜÇ KORNER BİR PENALTI


                 Mahalle maçı deyip geçmeyin onun da kendine özgü birtakım kuralları vardı.
Ve bu kurallara riayet edilmesi mutlak suretle gerekliydi,  Nasıl kırmızı ışıkta duruyor yeşil ışıkta geçiyorsa bir araç. Onun gibi olmazsa olmaz kuralları vardı bu oyunun.
Bu oyunda kurallar Futbol Federasyonundan bagımsız uygulanıyordu. Bu düzenin varlığını sürdürebilmesi için  3-5 yetkin çoçuk kuralları sürekli günceliyordu.
Bu maçlar o kadar hararetli geçerdi ki mağlup takım konumundaysanız işiniz çok zor olurdu. Kaybetmeyi degil maçtan sonra sizle geçilecek dalganın korkusuyla, Ne yapcanızı şaşırır sonunda kendi kendinize çalım atıp dururdunuz.  Maçtan sonra ''yendik şişirdik dolma yaptık pişirdik'' gibi özgün bestelerle makara yapılırdı. Yenilen takım bir sonra ki maça kadar ortalıkta gözükmezdi. Yenilen pehlivanların hep bir bahanesi olurdu. Olmazsa olmaz bahanelerden bir kaçı, ''siz daha güçlüydünüz olum''  ya da '' Bugün şansımız yoktu'' gibi bahaneler çoktan sipariş edilirdi.
Çok sonraları büyüme evresi ilerledikçe bu maçlar ''bir şeyine'' oynanırdı. Bişeyine oynamadın mı tadı çıkmazdı. Halbuki dalga geçilecek korkusuyla maç kaybetmeme korkun az geride kalmıştı.
Maçlar kolasına oynanır. Maçtan sonra ''enayi kolasını içiyom lan'' diye gösteriş yapılarak çevreye,rakibin motivasyonu tamamiyle tüketilirdi.
sadete gelecek olursam; zaman ve mekan değişti. İnsanlar desen ayrı alemde! artık herşey tamamen farklı! Ne komşunun oğlu artık kankardeşimiz ne mahallenin kızı bizim namusumuz!
Yeni nesil apartman çoçuklarının mahalle maçı,saklambaç,yakar top,ip atlama,dokuz taş,yakalamaç,seksek ve birçoookkk harkulade oyundan habersiz büyümesine üzüldüm bak şimdi!
Büyüdüklerinde çoçukluk arkadaşlarıyla nasıl iç geçirecekler çoçuklukları üzerine, cidden merak ediyorum. Çocuklar da haklı erken yaşta sınav zede olarak yaşam sürmekten asosyal hayata merhaba dediler.

 Sözün Özü;  Böyle zamanlarda en ufak şeyden bile mutlu olurken insanoğlu, büyüdükçe mahalle maçları yerini halısahalara, halısahalar ise yerini play statıon'lara bıraktı. Sanal alemde ne savaşlı oyunlar mahalle kavgasının yerini verebildi :) ne de  pes'oyunu, mahalle maçları kadar bize tatlı geldi ...

İşte o kurallardan bazıları :
- Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer. Penaltıları, frikikleri, tacı bile atar. İyi oyuncuları kendi takımına alır. Fazla koşmaz, hatta hiç koşmaz.
Defansa yardım etmez. İleride armut gibi durur, beleş top bekler. Attığı beş şuttan yedisinin de bir şekilde gol olmasını ister.
- Gol sevinci 'Nasıl şeyttik ama' şeklinde yapılırsa, kavga çıkar.
- Ameliyatlı ve yeni sünnet olmuş arkadaşlara sert girilmez. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Üç korner bir penaltı, dört taç bir korner yapar. Bazen tersi de mümkündür.
- Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adımlarla aldım verdim hesabını en hesaplı yapanındır.
- İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilir.
- Transferler, 'Ahmeeet top oynamaya geliyon mu oğlum' şeklinde yapılır.
- Kuduz köpek, sarhoş, deli, araba, öğretmen, müdür, müdür muavini ve din hocası yoldan geçerken maça ara verilir.
- Bir elde salça ekmek, sana yağlı reçelli ekmek, diğer elde gazozla top oynanır oynanmasına ama oynanmazsa daha iyi olur.
- Akşam ezanı okununca, anne çağırınca, baba köşeden görününce ve televizyonda 'Kara Şimşek' başlayınca maç mecburen biter.
- Topu, komşunun bahçesine atan dombili alır.
- Topa abanmak, burun vurmak yasaktır. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Kızlar, bilhassa manitalar geçerken artiztik hareket yapılmaz. Artiztik hareket yapan, hareketin Allahını görür.
- Su içme molası ancak susayınca olur ve hep birlikte su içmeye gidilir. Musluğa ağız dayanmaz, avuçla içilir. Dana gibi çok su içilmez, içilirse dalak şişer. Öküzlüğün âlemi yok.
- Faul olunca ana avrat dümdüz gidilmez, en fazla ağlayarak 'Hepiniz topsunuz, ben oynamıyom layn' denilir.
- Topu patlatan, doğal olarak parasını öder. Patlayan topun içine taş konulup yoldan geçen adam vursun diye şaka yapılmaz. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Ancak patlak top ikiye kesilerek, iç kısmı dışarı gelecek şekilde kafaya şapka yapılabilir.
- Bir topu en hakkını vererek, bisiklet tamircisi şişirir. İdeal şişirilmiş topun tanımı, 'Dolma gibi oldu layn bu' olur.
- Taş, gaz tenekesi, elektrik direği, ağaç, limon sandığı bulunamazsa kazak, ceket, gocuk ve okul çantasından kale direği yapılabilir.
- Kaleci degaj yapmadan önce topu üç kere yerde sektirmelidir.
- Seyirci olarak hısım akraba arsaya çağrılmaz, hele anne-baba hiç. Çünkü anne-baba gelince çok utanılır ve tarihin en kabız maçı yapılır.
- Serbest atış kullanılırken top oynanan arsa eğer genişse, baraj dokuz adım öteye, eğer alan darsa üç adım öteye kurulur. Penaltı atışı öncesi ise kaleci kaleden dokuz adım sayar, topu oraya koyar ve atış oradan yapılır.
- Skor on beşe üç olsa da, iki taraf sıkılınca, hava kararınca, evden çağrılmalar artınca 'Gol atan galip' kuralı devreye girer ve tuhaftır golü atan hakkaten maçı kazanır.
- Birinin başka şehirden, bilhassa Almanya'dan akrabası, dayı oğlu, amca oğlu filan gelirse, muhakkak oyuna alınır ve misafirdir diye en güzel ara paslar onun önüne yuvarlanır. Bu davranışın o lavuğun getirdiği çukulata, oyuncak ve yeni topla hiçbir alakası yoktur. İnsanlık bunu gerektirir. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Sarı, kırmızı kart olmadığı gibi, yerine göre taç ve özellikle ofsayt kuralı uygulanmaz. Israr eden gombiği yer. Ayrıca zayıf takıma, zayıflık derecesine göre beş fark, 10 fark avans verilir.
- Testislerine top gelen bahtsız ve acılı arkadaş mutlak suretle işetilir. 


 Ve diğerleri :
Atan Alır:
Mahalle maçları genellikle caddelerde yahut bahçelerde yapıldığı için topun kaçma olasılığı olan çok yer vardır. Top bir yere kaçtığında topu kaçıran takımın karşısındaki takım hemen "Atan alır" der. Top onların sahasında auta çıkmış olduğu halde karşı takım topu almak zorunda kalır.
 

Elin Avantajı Olmaz:
Takımlardan biri ataktadır. Defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golü yiyen takım el var diye mızıldar. Karşı takım, "Avantaj olmaz." der. Hemen akabinde kaleci "Elin avantajı olmaz" diye haykırır. Bir yere varılamaz. Kısır döngüdür.

Adamın Gol Diyo:
Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan "Direk" diye anırmaktadırlar. Fakat içlerinden biri, "Gol abi" der. Karşı takımdan bunu duyan biri direk atlar ve "Adamın gol diyo" diye serzenişte bulunur. Gol sayılır, adam dövülür. 

Abanma Yasak:
Genelde küçük çoçuklar arasında yaygındır, Kaleciler abanmak yok diye kuralı baştan hatırlatırlar ama nafile öküz yine hayvanlığını yapar. Ayagının burduyla roket gibi topu gönderdikten sonra ne abanması olum teknik vurdum diye kendini aklamaya çalışır. Her ne kadar kendini aklasa da topun değdiği arkadaşta küçük çapta kızarıklar çoktan başlamıştır bile.

Gönül Alma:
Büyüklerle küçüklerin ortak oynadığı maçta büyüklerden biri gaza gelip küçük bir çocuğa sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk sevilen bir simadır ve faulü yapan abidir. Penaltı kullanılır, genelde gol olmaz çünkü kalede bir ayı vardır ve penaltıyı atan küçük çocuktur.

Kaleci Değiştin 2 Penaltı:
Herhangi bir penaltı pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarından biri geçmek ister çünkü o her mevkide iyidir. Buna karşılık karşı takıma teselli olarak ekstra bir penaltı verilir. 1+1=2.

3 Kere Top Sektirme:
Kaleci degaj kullanırken eğer yanında bir rakip forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, "Açılsana üç kere sektirdim iste" der, rakip açılır.

Top Kurtarma Operasyonu:
Top zırt pırt araba altına kaçar. Böyle durumlarda, sahadaki en çelimsiz ve en hop-zıp kişi, en iri iri kişi tarafından topu almaya gönderilir. Arabanın altına kaçan toplar tam ortasında durur bazen, kimse yetişemez oraya. Bu sefer taş atma ve sopayla itekleme faslı baslar. Arabanın egzozuna vurulan birkaç darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana çıkar bir taraftan; artık koşarak maca geri dönme zamanıdır.
 

At Bakıyım Abinim Kıllı Göğsüne..
Ya ne iğrenç bişiydi bu. Sen takımını kurmuşsun, paşa paşa macını yapiyosun. Muhtemelen yasça ve boyutça senden büyük olan eleman damlar, bu gereksiz cümleyi sarf ederek maca dahil olur ve  tadımızı tuzumuzu kaçırır.
  
 


8 yorum:

Bora-MAN dedi ki...

:D :D Çocukluğuma geri döndüm okurken ne güzel günlerdi...Şimdi ki çocukların annesinin yanıdna nacak kaydıraktan kayabildiğini gördükçe çucukluğumun eski dönemlere denk geldiğine daha çok şükrediyorum.sahte tabancalarla,kazaklara yapışan o tüylü bitkilerle oynadığımız MErvelerin Pınarların eteğinin altına bakıpta çoştuğumuz,"Bir dahaki maça hakem yoksa ben oynamıyorum abi ! " diyip ağlaya ağlaya eve kaçtığımız günler...Ruhunuz şad olsun.

alizafersapci dedi ki...

Değişik , ilginç bir yazı. Teşekkürler.

Recep Altun dedi ki...

Bloğuma yaptığınız ziyaret ve yazdıklarımızı daha bir anlamlı kılan ve değer katan o güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

"Mahalle Maçı-Üç korner bir penaltı" isimli yazı diziniz de çok keyifli idi. Futbol benim hobim olmadığı için bu konuda fazla bir katkıda bulunamadığımdan dolayı üzgünüm.

Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

papuç dedi ki...

Öncelikle bi not: Hayatta futbolla ilgili bu kadar uzun bi yazıyı okumam (niye okumuş gibi yorum yapayım ki )

Yazıyı okumadığım için de yorum yapamıyorum;) Peki neden geldin o zaman bloğuma ? dersen de ; ''Yeni teman çok güzel olmuş.'' demek için uğramıştım :) Hayırlı olsun...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''Bora-MAN ''

Teşekkürler hoş yorumun için arkadaşım.
Senin yorumu okuyunca bende bir gittim çoçukluğa geri geldim :))
Ne Muhteşem günlermişş o zamanlar yine çoçuk olasım geldi! Yok abi ben çoçuk olcam! Bana göre degil büyümek :)))

SEvgiler...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''alizafersapci ''
Teşekkürler yorumunuz için hocam. Öyle bir gidelim dedik eskilere :))

SAygılar...

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''Recep Altun''

Teşekkürler hocam yorumunuz için.
Eksik olmayınız.
Sağlıcakla kalın...

SAygılar

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

''papuç''
Teşekkür ederim papuççç. Hiç bir şey yapmasanda ugra sen varlığın yeter senin :))

Yeni temayı beğendiğine çok sevindim. Eksik olmaya.
hoşçakal arkadaşım...

SEvgiler