26 Ocak 2014 Pazar

GEÇ GELEN YAZMA AŞKI ...




Benim için girişler her zaman zor olmuştur . İnternet'i aktif kullanan biri olarak bu zamana kadar neden bu tarz blogların dikkatimi çekmemesinin sebebinin içimdeki yazı yazma cevherinin yeni ortaya çıkmasından mı ya da  yazma isteği verecek bir ilham kaynağının olmamasından mı acaba ?
Çünkü bu zamana kadar neden yazmıyorsun diye soran olmadı...

Bu sorunun üzerine bende neden yazmayayım diye düşündüm. Bu blogda  yazar arkadaşların desteğiyle ve  yazılarını okudukça yazma isteğim gün geçtikçe arttı. Fakat gel gör ki  takip edip yazılarından ilham almayı düşündüğüm arkadaşlar buralarda gözükmüyorlar. Bana neden yazmıyorsun diye soran arkadaşlarım, size bu zamana kadar çok yazdınız artık yazmayın mı dediler? Nerelerdesiniz, hey güzel insanlar :))

Blog yazarlığına başlamak için geç mi kaldım acaba? Onu bunu bilmem ama artık bende yazmaya karar verdim. Yazılarımı içimden gelerek sizlerle bol bol paylaşacağım kısmet olursa. Peki ne yazacağım ben? İşte onu bende bilmiyorum ama  özellikle seyahat,yaşam,kültürel etkinlikler, yazılar ve şiirler gibi paylaşımlarımı bundan sonra sık sık görebilirsiniz. 

En başta dedim ya girişler benim için her zaman zor olmuştur diye.önemli olanda zoru başarmanın vermiş olduğu keyifle hep bir sonraki  adımı atmak. 
ayrıca size bir şey itiraf etmek istiyorum ki bu yazı benim lise sıralarında tuttuğum günlüklerin dışındaki ilk yazım Belki bu paylaşımım size normal bir yazı olarak gelebilir ama benim için gerçekten güzel ve özel bir başlangıç olacağını düşünüyorum.

Nice güzel ve özel paylaşımlarla görüşmek dileğiyle ...

Sevgiler 

3 Ağustos 2013 Cumartesi

FİKİR ver SEN ...



Aklım kalbimden daha az çalışıyor ,
seni düşündüğümde,
ki ben hep seni düşünürüm bilirsin,
fikir yürütemem pek , kalbim seni fısıldarken.
Sevdan bir kor olup düştü ya yüreğime,
bırak aklım hep sende kalsın ...


salih yıldırım





6 Şubat 2013 Çarşamba

Bu Son...

 
BU SON
 
Her defasında bu son deyip,

Alıyorum kağıdı kalemi elime.

Her defasında bu son deyip,

Uykusuz bırakıyorum gözlerimi.

Bir yaranın sızısındayken,

Yüreğime söz geçmediği gibi,

Gecem gözlerin karasındayken,

Uyku tutmaz ellerimi.

Yine bu son şiirimdir sana,

Ama bilirim çok geçmez üzerinden,

Elimde kalem,

Kağıt masamda,

Karışırken nefesim sigara dumanına,

Bulurum ben yine kendimi.

Yazarım seni göz görmemiş mısralara,

El değmemiş duygularla...
 
Yazan: Banu Kenber

23 Ocak 2013 Çarşamba

GÜLLERİN EFENDİSİ





      Gecenin karanlığından daha karanlık bir dönem. Bilinmezlikler içinde boğulan insanlar. Cehalet batağına saplanmış bir toplum. Şeytan onları aldatmak için hiçte yormuyor kendini. İnsanlar eğlence kaynağı olarak aslanın önüne atılıyor ve izleniyor. Kız çocukları ölüme götürülüyor. Dayıya götürülmek deniliyor  ölümün adına.  Sapkınlık bir okyanus olmuş insanlar kulaç atarak kurtulacağını sanıyor. İşte tamda böyle bir dönemde alemlerin Rabbi bir kandil asıyor yedi kat semaya.

"Biz seni müjdeci, uyarıcı, davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.”  (Ahzab:  45-46)

 Bir güneş doğuyor ve ışığıyla karanlığımızı perdeliyor. Beşerin illetine tabip oluyor… Dermanımız Sensin yaa Resullulah!
Sevgili seni görmeden sana sesleniyoruz. Hani onlar senin arkadaşlarındı  biz ise kardeşlerin. Görmeden sevdik  seni .  Cennetin kokusunu hissettik burnumuzun ucunda seni anarken, huzuru bulduk seni yaşarken. Sabun üstünde yürümeye çalışırken sana tutunduk düşmemek için . Yolumuzu kaybedecekken tam da bir iz. Ebedi saadete gidecek yolun tarifi bu . Sensin yaa Habibullah!

     Ümmetim ümmetim diye yanıp tutuşan, ümmetinin sıkıntılarıyla sıkıntıya düşen, şefkat ve merhamet abidesi bir resulü bize gönderen rabbimize sonsuz hamdü senalar.
Bu mübarek gecede seni layıkıyla hissedebilmek, yaşayabilmek ve varoluş gayemizi tam olarak anlayabilmek dileğiyle…
Hayırlı kandiller
Dualarda buluşmak üzere…


 Burcu YILDIRIM



27 Aralık 2012 Perşembe

Sevgiden de Öte

SEVGİDEN DE ÖTE
Buz gibi alevler içinde beyaz bir gül,
Dikenleri batmıyor kimseye.
Suspus olmuş dalda bülbül,
Şikayetini getirmiyor dile.
Kapkara geceye doğuyor güneş,
Ay gökte asılı kalıyor.
Aklım almıyor hiçbir şeyi…
Karanlık caddeye yağıyor mavi gökyüzü
Cam kırıklarının acısı ellerimde,
Sevdan kadar acıtmıyor canımı.
Elimdeki sıcaklığınla başlıyor uzaklığın
Sonra gidiveriyor içimden martılar.
Bir günah perdesi hep gözlerimde,
Düşüncelerimde söyleyemediğim sözler.
Sen beyaz yalanlar söyle bana,
Durma, söyle hadi.
Geceyi uyandırmışken dolunay
Kayan küçük yıldızı yakala.
Sonra bir dilek tut sessizce,
Gerçekle düş arasında.
Sarı, siyah, kızıl eller
Uzanır boynuma günahlarla.
Rüzgar eser durur yüzüme yüzüme,
Darmadağınım…
Korkutur hep gök gürültüleri.
Sığdıramam kendimi koca şehre.
Zor gelir bu kıyamet günleri.
Getirmedim ama yolundan hiçbir gideni,
Karanlıkları hep bıraktım geceye.
Doğru belki sevmiyorum seni,
Bu bendeki sevgiden de öte…
Yazan: Banu Kenber (onaylı)

9 Aralık 2012 Pazar

GEL ARTIK ...



Herşeyden vazgeçtiğim bir anda,
Kalbimin kapısını çalmadan gel,
Paldır kültür gir hayatıma,
Gelişin ses getirsin,,
Yankılansın dörtbir yan,
Varlıgınla aydınlansın gözümün feri,
Şifa olsun gelişin acılara,

Mucizem ol,
Yaşama sevincimi kucakla,
Sığınacak limanım,
Karanlığıma fener ol,
Şans meleğim,
İlham perim ol,
Gelişinin şerefine dizerim mısraları  sıraya,

Umudumu henüz  yitirmeden,
Güneş batmadan gel,
Tesadüfen geç istersen gönül yamacımdan,
Süpriz yaparmışçasına gel,
Otur, kurul yüreğimde baş köşeye, 
Yüreğim az dağınıktır,
Kusura bakmadan gel ...

Şiir :  Salih Yıldırım