16 Aralık 2010 Perşembe

Yarım Kalan Bir Aşk Hikayesi...

Evet sevgili okur kesimi. Blog sahibi de beni mazur görürse, kendisinin de - başrol olmasa bile - yardımcı erkek oyuncu olarak bulunduğu bir aşk hikayesinden bahsetmek isterim. Her hatırlayışımda heyecandan kalbimin pır pır attığı, nutkumun tutulduğu ama sonunda duyanların "aman tanrıııım" diye haykırmak istediği, sıradışı bir aşk hikayesi. Dilerseniz en başından alalım ki, kafalarda soru işaretleri kalmasın..

Soğuk bir kış günü, heyecandan titreyerek bu blogun sahibini aradım. Dedim kardeşim, işten çıkar çıkmaz hiçbir yere uğramadan, doğrudan her zaman oturduğumuz mekana geliyorsun, sana anlatacak çok önemli hadiselerim var. Heyecandan sesimin titrediğini sanırım o an o da fark etmişti ama çok da belli etmeden sadece "tamam" diyerek telefonu kapattı. O an ki heyecanımla yolda gördüğüm sıradan bir insanı, gel birader şöyle karşıma diye çevirip, başımdan geçenleri ona bile anlatabilirdim ama akşamı beklemem gerekiyordu. Nihayetinde akşam oldu da buluşma gerçekleşti. 

-- Hayırdır kardeşim? Nedir akşam akşam bu kadar mühim hadise? Anlat hele?
- Dur be olm, önce iki çay söyleyelim de elimizin altında kuruyacak damağımızı sulamalık bişiler olsun...
-- İki çay lütfen, bi tanesi açık olsun.
- Neyse, başlıyorum bak. Hazırsın demi?
-- Olm anlat işte, zaten telefonda sesin tir tir titriyordu!!

Bak dinlemeyeceksen anlatmayayım diye saçmalayarak olaya girdim. Olm, benim şu gittiğim kurs var ya. Orada daha ilk derste, arka sırada oturan sarışın hatundan bahsetmiştim. Hatun bana bakarken bir gariplik olduğunu sezinlemiştim ama, yok artık, taş gibi hatun işi gücü yok bana mı bakacak diye önemsememiştim. Neyse abi, gel zaman git zaman, ders aralarında, ders çıkışlarında hatun bana bir bakıyor ki sorma. Artık iyice işkillenmeye başladım. Dedim burda var bi bit yeniği ama hayırlısı. Bir yandan da, ya bu hatun da çirkin erkek seven güzeller kategorisindeyse. Ya gerçekten benim sessiz sakin ama filozofvari havamdan etkilendiyse? Sorular ve günler birbirini bu şekilde kovaladı gitti. 

--Ee, sen gerekli cesareti gösterip kıza açılamadın da, kız mı geldi sana açıldı yoksa??
- Dur olm yaa!! Böyle hikayeyi hiç edeceksen hiç anlatmayayım daha iyi..
-- Tamam lan tamam, devam et ben dinlemedeyim!!

Neyse işte, dün akşam üzeri kurs çıkışı empeüç kulaklığını taktım kulağıma. Verdim alttan en agresif metal müzik dinletilerini. Hırçın ve agresif bir modda her zamanki yoldan otobüs durağına yürüyorum. Hemen arkamda da, bizim sınıftan üç bayan arkadaş (birisi de benim şu bahsettiğim sarışın). Ben bilerek adımlarımı hafif yavaşlattım ama neden yaptığımı bilmiyorum, arkamda da sesli sesli birşeyler konuşuyorlar ama lanet olası empeüç player yüzünden anlamıyorum. Birden, sanki arkamdan bana yaklaşıldığını hissediyorum ama sanki yaklaşmıyor da ben yaklaştıklarını görmek istiyormuşum gibi. Anlatılması çok güç bir durum. Tam o esnada sol omzumda bir dokunma hissi ile arkamı dönüyorum ki, o da ne !!

- Olm ben burda sana ne anlatıyorum sen kalkmış karşı masadaki hatuna kilitlenmişsin. Bu mudur yani sevgi barış dostluk kardeşlik?? Bir daha da sana birşey anlatırsam iki olsun. Te allaam yaa, şu yaptığını düşmanım yapmaz yeminle!! Ben eve gidiyorum...

Diyerek ayrıldım o gün cafe'den.. Hikaye de başlıkta bahsettiğim şekilde yarım kaldı : ))

14 yorum:

Ρɑɓuç dedi ki...

Yamin etmeyi ,birini inandırmaya çalışmayı hiç sevmem ama..inan ilk paragrafı okurken ''Sekeral'' dedim bunu yazan..Allahım yaaa..

Ne bu şimdi onca yazıyı oku oku tam en heyecanlı yerinde beyimizin kafasının tası atsın ve masayı terkedip gitsin pes artık..

Bundan sonra ne oluuur ne olmaz siye yazıların önce onuç bölümünü okumaya karar verdim..Bu kararımda sekeralin rolü çok büyük...

Cıks cıks...

;)

Ρɑɓuç dedi ki...

Yamin diye bir kelime olmadığını ben de biliyorum..Artık orada ki doğru kelimeyi siz de tahmin edersini diye de bir not düşeyim yoruma..

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Yarısı bile güzeldi.

mika dedi ki...

pooooff :D

Newbahar dedi ki...

En azından konu ile konu başlığı uymuş :))

ebruli günce dedi ki...

haydaa...

losstime dedi ki...

haydaaaa...olmadı ki ama ..devamı nerede peki???

sekeral dedi ki...

@Pabuç; ilk paragrafı okurken benim yazım olduğunu sezinlemene sevinsem mi, yoksa yemin edecem derken yamin ettiğine üzülsem mi bilemedim : ))

Sen yine de kırma beni, yazıların sonunu ilk başta okuma.. Heyecanı sonunda saklı kalsın.. Bir daha böyle yapmıcam bak söz!!

@Hüseyin Usta; Yarısını bile beğenmeniz benim için büyük bir onurdur.. Sizler gibi edebiyat ve edebiyatçının dostu büyüklerimiz sayesinde ileride "tam" hikayeler de yazarız elbette : ))

@mika; kabul et güzeldi.. hayali bir kurgu bile olsa güzeldi.. ordan kalkıp da "poofff" demeyelim lütfen : ))

sekeral dedi ki...

@Newbahar; ben önce başlığı yazdım zaten : )) dedim kendi kendime, ne güzel bir başlık kalıbı.. sonra başlığa uygun ne yazılabilir diye kendimi heder ettim ve ortaya ancak bu kadar aşk hikayesi çıkarabildim : )) benim romantikliğim ve aşk anlayışım da maalesef bu kadar oluyor : ))

@halimce; şimdi haydaa da nerden çıktı ama.. sen yapma bari.. zaten burda emaneten yazıyorum.. olumsuz çağrışım yapabilecek yorumlar yüzünden ya blog sahibi yazarlığıma son verirse : )) lütfen ama...

@losstime; yaşattığım geçici düş kırıklığı için özür dileyeyim artık.. şimdilik devamı için hiçbir ön görüm yok ama siz hayal gücünüzle dilediğiniz gibi hikayeyi sonlandırın bence.. sonu mutlu bitmiyor bence ama : )) zaten hikaye komple kurgu : ))

Pınar dedi ki...

Bence bu hikayenin devamı gelmeli..
Okur meraklı görüldüğü üzere.

mika dedi ki...

sabırsızlıkla bekliyorum o zamn devamını ;)

neslinnce dedi ki...

Arkadaşına anlatmıyosun bize anlat bari ba çatliciiiim şimdi meraktan. Dokandı mı o kız omzuna? Bişi dedi mi?

sekeral dedi ki...

merak eden arkadaşlara gelsin;

o gün omzuma dokunan "o"ydu.. Onunla da hem tanıştık hem de ertesi gün çıkışta birer kahve içtik.. Falıma bile baktı!! Dahasını sormayın lütfen, Allah muhafaza.. İsimden olmasa bile hikaye içeriğinden okur falan... Çok mahcup olurum..

Kalın sağlıcakla!!

insansever dedi ki...

Gülümseten bir hikayeydi, keyfimiz yerine geldi. Ben de hüzünlü deyince ne beklentilerle okumaya başlamıştım. Şaşırttı ama güzeldi. :)